18 Temmuz 2012 Çarşamba

İzledim...Beğendim...Özlüyorum (Ne yalan söyleyeyim!)

Hep Kore Hep Kore olmuyor değil mi? Kore dışında izleyip de zevk duyduğum yapımlardan bahsetmek istiyorum biraz ama şu anda izlediklerim değil de kalbimde tatlı-ekşi tat bırakanları yazayım... yani Pembe Dizileri...  :)

Hiç pembe dizi izlemeyeniniz var mı? O zaman çok şey kaybediyorsunuz demeyeceğim ama saat 17:00 oldu mu TV'nin karşına geçip Pembe Dizi izlemek, ertesi gün de arkadaşlarla ya da kardeşim ile diziyi tartışmanın keyfi de bir başkaydı hani...

Pembe dizi deyince aklıma ilk Thalia gelir ve onun Rosalinda'sı:) TV'de en çok tutulan dizisi buydu sanırım. Ay ne çetrefilli bir aşk hikayesiydi, yıllar önce izlediğim için konusunda karışıklık yapabilirim, yanlışım olursa düzeltin:) Soy ağacı çıkartmak istersen, çıkartamayacağın bir dizi şeklinde özetleyebilirim, işte bu da pembe dizi tanımına girer zaten değil mi?  Fernando'cuydum ama şimdi resimlere bakarken "hafızasını kaybettiği sırada ona yardım eden adam ile niye olmamış ki? O daha tatlı geliyor şu an gözüme" diye de düşündüm :P Aslında Fenando hiç haketmiyordu Rosalinda'yı! Bak yok yere sinirlendim, oldu mu şimdi cık cık ...

Thalia'nın iki dizisini daha izlemiştim ve içlerinde en sevdiğim Marimar oldu. Sergio yok mu o Sergio! Sırf üvey annesine inat olsun diye Marimar ile evlendi. Marimar gerçeği anladığında ise çoktan hamile kalmıştı. Vahşi biriydi sonraları bir adama sığındı, o da babası çıktı ve çok zengin oldu. Sergio Marimar'ı tanıyamadı, ona aşık oldu, Marimar da çatır çatır intikamını aldı valla o yüzden çok ayrıdır bu dizi bende. İng altyazılı bulursam izleyeceğim tekrar. yeni versiyonunu izleyeyim dedim ama tipler çok itici geldi hiçbiri Thalia'nın yerini tutmuyor yahu:S Sanki bu versiyonda Sergio'nun tipi çok yerinde ya...:P  Düşünüyorum düşünüyorum...baştolü nasıl kapmış bu adam ya, çok odun bak, cidden!
*şimdi ararken youtube'da dvd versiyonunu buldum, 19 bölüme  sığdırmışlar tüm diziyi hehehe:) Atlaya atlaya izlersem 1 saatte biter benim için kekeke :)

Pembe dizilerin kraliçesi olarak Thalia'yı görsem de hiçbir dizisi beni, Vahşi Güzel kadar kendine bağlayamadı. Kızın deli dolu oluşunu sevdim, erkeğe pabuç bırakacak kadar şapşal değildi ,Ivo'yu dize getirme halleri süperdi. Çapulcu gibi davranabiliyorken bir anda seksi bir kadına dönüşebiliyordu.Hararetli kavganın ortasında anden ikisini sarmaş dolaş bulabiliyordunuz. Dizinin tansiyonu hep yüksekti. Evdeki diğer çalışanlar da bir o kadar eğlenceliydi... Şoför ve Ivo'nun kız kardeşi ise ayrı bir eğlenceydi. Hele bir de bir büyükanne vardı ki sormayın!
Bu dizinin ing altyazılısı var Allah'tan! Vahşi Güzel'i şöyle baştan sona izleyesim var:D
*Bir de bu ikilimiz Sos Mi Vida yapımında tekrar bir araya geldiler. Kanal D bir aralar yayınlıyordu ama sonra iptal mi oldu yoksa ben mi izlemeyi bıraktım hatırlamıyorum:P


Sonra Natalia'nın Kaçak Kız dizisi yayınlandı! Ay onun hikayesi de pek eğlenceliydi doğrusu. Sevgilisi kıza kazık atıyor, kız da hapse girmek yerine kaçıyor, dadıyım diye yalan söylüyor hem de 2 kardeşi olan bir ağabeye :) Adam zengin, tipi de fena değil ama pek bücürdü yahu. Ama buna rağmen Ivo'dan sonra inanın yakıştırıp bağrıma da bastım:D Bücür falan ama çok tatlı bir ikili oluşturmuşlardı birlikte. Sırf onları izlemek için 3 arkadaş dershanenin kantininde TV açtırırdık ( orta 2'deyken=D )

AA unutmadan bir de Çirkin Betty'miz vardı:) Amerikan versiyonundan bahsetmiyorum orjinal Betty La Fea! Pembe dizilerin çetrefilli dünyasından bizi sıyıran, komedi ağırlıklı bir yapımdı :) Tabi Betty çirkin olduğu için üstüne çok gidildi ama yine de dram yönü o kadar ağır değildi hani:) Sonradan Betty güzelleşti falan ama benim gözümde hala çirkinliğini koruyordu yahu. Kadın güzelleştikten sonra bile nasıl çirkin görünürdü gözüme çok iyi hatırlıyorum :P

Bir de yakın zamanlarda yayınlanan Çikolata ile ilgili bir dizi vardı. Şu an Pembe Planet'de de yayınlanıyor, onu da beğenmiştim , ne yalan söyleyeyim :)
İşte pembe diziler böyledir, ay ne çok yakşıyorlar birbirine dersin, kardeş çıkarlar. Ay yazık kıza dersin, sonunda en nefret ettiğin kişiye dönüşür. İntikam hep vardır. Ah şimdi görüp de yüzüne bakmayacağım çoğu kişi, o zamanlar idolündür.


21 yorum:

  1. Bayaa eğlenceli bir konuya değinmiş selocanım :)senin nikini ilk gördüğümde selahattin sandığım aklıma geldi biran(nerden aklına geldi diyeceksin yorumu yazarken tam üstte selocan yazıyor da kuzum^^)bu dizileri zamanında öğrencilerim ve kızkardeşim sayesinde arasırada olsa takip etmişliğim var.Hele Vahşi Güzel yüzünden öğrenciler için hazırladığım ders çalışma planlarına Vahşi Güzel molası koymak zorunda olduğumu hatırlıyorum:)İvo sağolsun :)marimar efsaneydi ama:)Bizim zamanımızda cesur ve güzel,yalan rüzgarı vardı birde adını doğrumu hatırlıyorum bilemeyeceğim ama zenginlerde ağlar vardı galiba:)Alt katımızda oturan teyzede bize çıkar okuldan yeni dönmüş olan annemle beraber izlerlerdi ama teyze zırılzırıl ağğlardı neden ağlıyor bu diye baktığımda küçücük bir kadın (adı Marianaydı galiba)sürekli ağlıyor teyzede bunla beraber ağlıyordu:)Cık cık diyerek odama geçerdim.Şimdi bunların yerini garip kadın programları ve evlendirme faciaları aldı:)Bu kore dramlarını sevmemiz belkide bu dizilerde de ki masum sevgileri daha da masum bir şekilde kore dizilerinde yakalamış olmamız:).Biraz fazlamı uzattım ne:)Kusuruma bakma aslında daha da uzatacaktım ama bu kadarla kendimi sınırlayayım çenem düştü gene:)Kalemine sağlık kuzum.Okurken çok keyif aldım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selahattin mi! Olsun böylesi de gizem katıyor bana, erkek olduğumu sananlar az değil, eğleniyorum ben de hahahaha :D

      Vahşi güzel için mola mı? - niye benim de böyle bir hocam olmadı ki zamanında!:D Marimar'ın intikam alışı süperdi, sonunda güçlü kadın karakteri görebilmiştik...
      Cesur ve Güzel, Yalan Rüzgarı... bu dizileri de hatırlıyorum ama nedense hiç oturup izleyeyim dememiştim, sanırım onlar hala bizim çağımızdaki dizilerden daha popüler :)
      Benim annem ya da komşu teyzelerimiz hiç pembe dizi izlemezdi ki böyle anım olsun, bilhassa onlara zorla izlettirmeyi çalışırdık. Şimdi o teyze gözümde canlandı, hayali bile komik heheh :)

      Evet günü dolduracak yapımlar kalmadı Türkiye'de, gerçi son zamanlarda günlük çekilen Türk dizilerine ağırlık verilmeye de başlandı... mesela başlarda çok dalga geçtiğim Beni Affet'e fena takıldım diyebilirim:)

      Uzun ve keyifli yorumun için teşekkürler:)

      Sil
  2. Annem de başta baya direndi kadıncağız bütün gün öğrencilerle uğraşmış yorgun argın eve gelmiş ama altkatta ki teyze renkli tv bizde var diye aynı saatte gelip açtırınca mecbur takip eder oldu :)Eee tabi siz siyah beyaz tv dönemini bilmezsiniz:)Gerçi ben de sonuna yetiştim ama olsun gördüm sonuçta:)Ama en komiği bakıcısının günboyu pembe dizi izletmesi sonucu 2 yaşında ki küçük kızkardeşimin bize kızınca elini başına koyup yaşamak istemiyorum ölmek istiyorum nebbet ediyorum bu hayattan demesidir:)O günden beri ona Drama Queen lakabını taktım 21 yaşına geldi hala lakabı onunla beraber:)Bu yüzden burdan sosyal bir mesaj çakalım hemen küçük çocuklara pembe dizi izletmeyelim:)))AAA biri beni durdursun bu gece gevezeliğim üstümde:))Bu arada resminin GD olduğunu farketmediğim için seni Selahattin sandım Selocanım :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aahha kızkardeşinin hikayesine çok güldüm:) Şimdiki çizgi filmlerde pek sağlıklı değil ki! Çocuklar TV'den uzak tutmak lazım :)

      Artık o resmin değişme vakti geldi sanırım :))

      Sil
  3. Selocan nasıl iş bu?! Seninle aynı yaştayız, hatta ben ay olarak senden daha büyüğüm ama bu dizilerin hepsini izlemiş olmama rağmen konularını bile hatırlamıyorum! :D Okudukça ara ara “Aa! Evet, böyle olmuştu,” şeklinde katılım gösterdim yazına. Hafızan iyiymiş epey :)

    Tek hatırladığım Marimar’ın jenerik müziğinin son bölümü... Marimar şeklinde bağırıp ardından çığlık atıyordu(mu acaba? Bundan da emin olamadım şimdi yahu!) :D Aydınlat beni, doğru mu hatırlamışım…

    Planet! :D Geçen bütün Planet kanallarını TV’den sildim sonra bir baktım geri gelmiş :D Planet Pembe’de Acı Çikolata’yı görmüştüm, ama izlemedim hiç görüntü kalitesi kötüydü :P

    Ellerine sağlık, özlemişim yazılarını^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pembe dizler hafızamda çok iz bıraktı Nazlı'cım da ondan:)Tekrar yayınlansa baştan sona izlerim o kadar severim yani :) Şu ing altyazılı bakayım dedim konuşmaları nasıl tuhaf geldi anlatamam, Türkçe dublaj'a bile öyle alışmışım ki ah ah :D

      Aslında jenerikleri de koyacaktım posta da çok kalbalık olmasın diye vazgeçtim:) Marimar'ın jeneriği tam da hatırladığın gibi:D Ama onları bile unutttun mu?! Ben ilk günkü gibi hatırlarım hatta bilgisayarımda da var, dinlerken eşlik bile ederim:)

      Ben planetde izlemedim o diziyi , o yüzden görüntü kalitesini bilmiyorum. TNT'de yayınlanıyordu bir aralar o zaman denk gelmiştim, konusu acayip sarmıştı:D

      Teşekkürler canım, ben de seninkileri özledim, yazıların dört gözle bekleniyor haberin olsun:)

      Sil
  4. Selocan yazının başlığını gördüğümde izlediğin en son k-dramalardan birini paylaştığını sandım. Ama içeriğine ulaşınca o kadar hoşuma gitti ki. Bu dizilerin hepsi benim ortaokul- lise dönemime denk geliyor. K-dramaları bu kadar çok sevmemizin nedeni bana göre bu dizilerdir. Çünkü çetrefilin, entrikanın doruğuna bu diziler çıkardı ve biz aman bir sonraki bölümde ne olacak kaygısıyla gencecik halimizde kendimize dert edinirdik. Ağlama dersen yine salya sümük :D Ben de bu u işe Rosalinda ile başlasam da tıpkı senin gibi Vahşi Güzel en favorilerimden biri oldu. Hatta bu iş fangirllüğe kadar gitti diyebilirim. En son 17-19 yaşıma gelmiştim ve Natalia Oreiro'nun bir dizisine forum açmıştık. Sen onu yarım bırakmışsın bu gayet normal. Çünkü Sos Mi Vida yani Aşk Meleğim'i Kanal D bir süre sonra yayından kaldırdı. Yine başrollerde bizim gençliğimizin yakışıklısı Ivo ve vazgeçilmez partneri Natalia vardı. İkisi de nasıl yaşlanmıştı ama acayip hayal kırıklığı oldu o dizi benim için. Ama dizinin tamamını dayanamadım ve bulup altyazılı izlemiştim :P Bu dizinin hemen ardından neyse ki Kore diye bir dünya varmış onu keşfedince Latinler'den büsbütün soğumuş oldum. Yine de hayatımın bir bölümünü kapsayan o dizileri asla unutmayacağım. Özellikle senin paylaştıkların Ivo kartpostalları alıp "Ivo ölmüş biliyor musun?" diye arkadaş ortamında hüzünlendiğimiz o günlere dönmemi sağladı. Adam ölmemişti tabii ki işte ergenliğin melankolik dünyasında acı çekerek mutlu oluyorduk :D Kısacası bu diziler bir efsaneydi. İyi ki yazdın kendi adıma çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunu çok beğendim canım hislerime tercüman olmuşsun:) O yaşlarda Fangirllük benim için Justin ve Enrique demekti o yüzden pembe dizilere sıra gelememişti hehe:)

      Aşk Meleğim'i altyazılı izleyeyim bari hiç demedim, Vahşi Güzel gibi bir yapımdan sonra hayal kırıklığı yaratıyor ister istemez :)

      AA cidden Bir ara Ivo kaza geçirdi, öldü dedikodular çıkmıştı değil mi? Ay ne üzülmüştüm o zaman, "Ivo öldüyse sanki hala hayattaymış gibi nasıl izlerim ben bu diziyi" triplerine girmiştim ben de ahahaha :)

      Sil
    2. Hahahaha tribine bayıldım çingu :D Justin Timberlake? Eğer oysa, hayatımda en uzun peşinden koştuğum kıvırcık olur kendileri :)Nsync diye bir gerçek vardı ya! :D Bak bizim yaşlar farklı ama aynı jenerasyondan beslenmişiz Çok hoşuma gitti bu durum :)

      Sil
    3. Timberlake tabi ki:) Ah çingu 3 yaş o kadar da çok değil ki? :D

      Sil
    4. Sahi mi? Ahaha çingu ben kendimi niye bu kadar yaşlı hissediyorum! :) Zaten oldum olası yaşıtlarımla aynı şeyleri paylaşmadım. Yine aynısını yaşıyorum hihi ^^

      Sil
  5. Hey gidi eskiler ya nasıl izliyorduk nefessiz şu dizileri! Hiç unutmam babannem örgüsünü alır geçer izlerdik tabii onun oyuncuya duyurmaya çalışırcasına yırtındığı yorumları ( "kız gitme dur, ah yavrumm, hay gözün kör olmasın emi") eşliğinde güzeldi be hayat :D
    Ah o Fernando'nun soyadına ne gülerdik uzun diye :D Rosalinda tabii ailenin vazgeçilmeziydi hiç kaçırmazdık.Hatta halen bile şarkısını mırıldanır dururum :D
    Çok keyifli bir yazı olmuş çingu ellerine sağlık ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek derdimizin "birbirlerine kavuştuklarını görmek" olduğu günler ne de güzeldi :)
      Rosalinda benim ilk gözağrımdı ama Marimar ve Vahşi Güzel kadar etkili olamadı. Tabi içlerinde en güzel şarkıya sahip olan dizi de oydu :D

      Yorumun için teşekkürler çingu:D

      Sil
  6. Çok eğlenceli bir konu olmuş ve ben hiçbirini seyretmedim :D Pemde dizi olarak ben sadece 1 tane izledim o da Aşkın İki Yüzü ve ortalarda mı sonlara doğru mu garip yayınlanma saatleri yüzünden sonuna kadar izleyememiştim..Ama çok güzel bir diziydi ve başrolleri bayağı iyiydi adamdan hoşlandım..Kızda güzeldi..Nedense dediğim gibi garip saatlerde yayınlamaya başladılar saat 4'de falan deli mi bunlaqr gecenin 4'dünde kim seyretsin daha sonra 5:30 yapmışlardı falan ama sonuçta bitiremedim ve jeneriğini çok beğeniyordum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğerleri için bir şey diyemem ama Vahşi Güzel'i izlememek bir kayıp:P İnş Kanal D yeniden yayınlarlar sen de izleme fırsatı bulursun:D Dediğin gibi şu pembe dizileri yayınlama saati konusunda iyice saçmadılar ama...

      Bahsettiğin diziye ben de denk gelmiştim bir ara ancak bir bölümü baştan sona oturup izleyemedim, çok sarmamıştı beni :) Şimdilerde Fox kanalında bir dizi yayınlamaya başladı onu da çok merak ediyorum, Emmy ödülü falan almış :D

      Sil
  7. Çinguu can evimden vurdun. :D Natalia & Facundo ikilisi favorimdir. Vahşi Güzel ile başladı bu sevgi. Allah'ım ne kadar keyifli bir diziydi o. Kaçak Kız, Aşk Meleğim derken Natalia bağımlısı olmuştum. :D Odamın her tarafında o vardı. Facundo o zamanlar genç, körpe yakışıklı (hala öyle gerçi) ikili birbirine çok uymuştu.

    Thalia meleğim annem pek sevmese de bu dizileri Thalia'nınkileri gizlice izlerdim. Annem NAtalia dizilerine bağımlıydı. :D Rosalinda'mız oldu Mercedez'imiz oldu. Harikaydılar gerçekten.

    Çirkin Betty'nin o versiyonunu izledim de sonuna kadar izlemedim diye hatırlıyorum ama o da çok keyifliydi. Eski pembe diziler çok iyiydi. Bu yazıyla ben de tekrar Natalia dizilerine dönerim gibi. Özledim baya.

    Bu arada Thalia ve Natalia'nın şarkıcılıklarını da çok severim. :D
    Neyse çingucum ellerine sağlık. Çok keyifli bir yazı olmuş. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünüyorum da Ivo aslında hiç yakışıklı değil! Senaryo o kadar güzeldi ki onu gönlümüzün göklerine çıkardık :)

      Mercedes'i ben de hatırlıyorum ama konusu aklıma gelmior bir türlü, Marimar ve Rosalinda kadar kalıcı olmamış :D

      Çirkin Betty'nin sonunu ben de hatılamıyorum aslında :) Ama evlendiklerini biliyoeum hatta çocukları da olmuştu yine bir kadın girmişti araya sonra ben de bıraktım :)

      Bu kadar yazıdan sonra ben de döneceğim tekrar :) Teşekkürler yorumun için çingum:D

      Sil
  8. Rosalinda'yı annemle birlikte izlerdik, annemin izlerken bir yandan da birkaç fiskos falan bitirmişliği vardır :D Dizinin yanında dantel işlemek en büyük keyfiydi, şimdi hiç dantel yapmaz işi gücü balon patlatma oyunu oldu :D

    Hatırladım da sadece annem değil evde, komşuda, akrabalar arasında herkes izliyordu bu dizileri.. En tuhafı da böyle şeylerden hiç haz etmeyen, kendi işinde gücünde olan annannem bile izliyordu :) "Soledad ne oldu Soledad?" diye sorup dedikodu yapışını hatırlıyorum ^^

    Fernando... Bir başka dizide de Buruno diye biri vardı adı böyle mi yazılıyor bilmiyorum, alakasız aklıma geldi, orta okulda matematik hocamızı ona benzetirdik :) Rosalinda'yı koruyan adamın adı Alex'ti sanırım bence de o daha iyi biriydi sankim ama tam hatırlamıyorum, sanırım o da bir takım entrikaya bulaşmıştı.. Rosalinda'nın Erika'ya söylediği ninniyi pek bi severdim :) Jenerikte de "Rozzalinda ay a mooor, ay a mor!" diye eşlik ederdim hep ^^

    Marimar'da çok güzeldi sahi.. Ama pek hatırlamıyorum..

    Vahşi Güzel'i de izledik tabii ama bunu da tam hatırlamıyorum..

    Diğerlerini ya izlemedim ya hatırlamıyorum..

    Bak Mercedez vardı bir de ama onu da net hatırlamıyorum..

    Tam balık hafızalı oldum iyi mi :D

    Planet kanallarını siliyorum ben ama hep geri geliyorlar nasıl oluyorsa.. Oradaki diziler eskiden izlediklerimiz gibi değiller yau, pek bi sıkıcılar..

    Güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah anneler! O zaman kavuşacaklar mı acaba stresinden kendilerini el işlerine veriyorlar sanırım hehe :D

      Bir bölüm izledin mi ister istemez merakta bırakıyor bu diziler insanı, o yüzden ben artık hayret etmiyorum ahahah :) Ben de öyleyim çünkü kardeşim gündüz kuşağında dizi izlerken of yine mi bu diye dertlenirdim de sonra 'aha ne yapmıştı ki bu adam ona, vah zavallı' deyişimi hatırlarım :P

      Evet evet Bruno da vardı, Kaçak Kız'da oynuyordu. Alex bana da tanıdık geldi:D İşte ben de o da yapmıştır bir şeyler diye yeterince savunamadığımdan üstünde durmadım pek, düşünüce aslında o aha yakışıklıydı bence :D Bana göre bütün jenerikler güzeldi. Ne de olsa günlerce dinledik bir şekilde hafızaya kazınıyor değil mi?! :D

      Hatırlamasan da olsun sonuçta pembe dizi, günü dolduruyorduk ama bir şey kazandırmıyordu ki:D

      Benim Esteki evimde planet yok:D Bursa'da da genelde digitürk kullanıyorum, planet kanallarının nasıl dizi yayınladığını bile bilmem, bir kere denk gelmiştim ama olmamasına üzülmemeliyim o zaman hihihi :D
      Ben de yorumun için teşekkür ederim :D

      Sil
  9. 2000li yıllarda kanal d de bi gençlik dizisi daha vardı yabancı yine zengin öğrencilerin gittiği bi okul ve yurtta gösteriliyordu ayrıca burslu öğrenciler falanda vardı sınıfta tam hatırlayamıyorum ama filmin ismini hatırlayan olursa yazabilirlerse sevinirim ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir dizi aklıma geliyor benim... "Asi Yıllar"dı ismi, 15-20 bölüm yayınladıktan sonra kaldırdılar. Oysa ki tam da sevmeye başlamıştım :)

      Sil

MyFreeCopyright.com Registered & Protected

Follow by Email