26 Mart 2012 Pazartesi

Her anı dolu dolu geçen İstanbul gezim ^^


ivoignob.deviantart'dan alıntıdır

Vizelerin yorgunluğunu üstümden daha güzel nasıl atabilirdim bilmiyorum. Arkadaşlarım İstanbul’daki üniversitelerinden birini kazandığından beri,  İST gezisi yapmak çok istiyordum. Teyzem de İstanbul’da oturuyor ancak arkadaşlarınla gezmek, ailenle gezmekten çok daha farklı oluyor bu bir kez daha kanıtlandı hafta sonu. 2 hafta önceden planlar yapıldı ancak aksilikler de peşimizi bırakmadı, neredeyse İstanbul’a gitmekten vazgeçecektim ancak iyi ki vazgeçmemişim. Cuma akşamı Bursa’ya yaptığım yolculuğun ertesi sabahı İdo ile Yenikapı’ya gittik. Zaten vizelerim yeni bitmiş, bütün hafta uykusuz kalmışım bir de biletimiz sabah 07:30 seferine olunca İdo’ya nasıl yetiştiğimizi hatırlamıyorum. (Gece de heyecandan uyuyamamak da cabasıJ Malum 4 senedir bunun hayaliyle yaşıyorum :P)  Kalacağımız yer Beşiktaş ve bavulumuz da çok ağır olduğu için taksi ile gitmeyi tercih ettik.  Beni ilk şaşırtan şey, aynı istikamette oturan başka bir yolcunun da bizimle aynı taksiyi kullanması oldu :P Bursa ve Eskişehir,  İstanbul’a göre küçük şehirler olduğu için böyle bir uygulama yok haliyle, o yüzden bayağı bir şaşırdım. İkinci şaşırdığım nokta ise taksi ücreti oldu. Mesafe arttıkça ücret de azılıyor. Bursa’da normalde 3-4 katını öderdik, Eskişehir’de ise 5 katını kesin öderdik ücretin:P

turkiyeinternette'den alıntıdır

Güzel bir kahvaltının ardından nihayet kankamla buluşabildim. 1 hafta önceden planlarını çoktan yapmıştı, daire çizeceğiz Selo uygun mudur?  Dediğinde, tabi olur dedim. Beşiktaş’tan dolmuş ile İstinye’ye gittik, gördüğüm manzara muhteşemdi, niye fotoğraf çekmedim anlamıyorum üzerimdeki şaşkınlığı atamamıştım sanırım. Nasıl olsa çok yürüyeceğiz deyip otobüse bindik, ayy ne trafik vardı o gün keşke Bebek’e de yürüyerek gitseydik demiştik otobüsteyken. Sonunda o meşhur Bebek Starbucks’a gitmek de nasip oldu. 

iwasatstarbucks'dan alıntıdır.

Tabi çok kalabalık olduğundan masa bulmak neredeyse imkansız gibiydi ama şansımıza geldiğimizde sahile yakın oturan bir grup kalktı da biz de oturabildik. Keyfime diyecek yoktu hani. Bir saat kadar sonra yanımıza bir de çekik bir çift oturmaz mı? Kankam da Kore hayranlığımı bildiğinden başladı Kore ile ilgili İngilizce konuşmaya, amacı dikkatlerini çekmek. Neyse o amacına ulaşamadan ben dayanamayıp pat diye “Koreli misiniz?” sorusunu yönelttim. Haliyle şaşırdılar, bir şey diyemediler sonunda Kore hayranıyım diye başladım anlatmaya. Nereden geliyor bu hayranlık diye sorduklarında, Kore dizileri ve Kpop dedim.  Favorin hangi grup deyince de anında BIGBANG cevabını verdim. Yeni albümü çıktı, biliyor musun deyince de Blue, Alive deyiverdim :D Bir de demez mi dünya turuna çıkacaklar gidecek misin diye… Ah keşke ama gidebileceğimi hiç sanmıyorum dedim. İçlerinde favorin hangisi sorusu gelince de G-dragon dedim. Kadın da hmm tabi ki diye başını salladı. ( Kore’de de en meşhuru o der gibi) tabi sadece BB değil DBSK, 2pm, Shinee de seviyorum dedim. O kadar heyecanlıydım ki o an aklıma hangi grup adı geldiyse söyledim, tabi hepsi erkek olunca da sadece erkekler mi hiç sevdiğin bayan ünlü yok mu dediler. Öyle deyince 2ne1 dedim anında, sonra da aklıma nereden geldi bilmiyorum ama Han Hyo Joo dedim, hangi dizilerden tanıyorsun onu dediğinde insanın hiç mi aklına bir dizi gelmez yahu :S Gelmedi gelmedi…suskunluğum artınca da en sonunda “Heaven’s Postman”ı söyleyiverdim. Tabi konu JJ’a geldi ve TR ziyaretinden bahsettik.  Korece biliyor musun? Sorusu geldi tabi. Öğrenmek istiyordum ancak sadece bir derse gidebildim dedim… tabi nedenini de merak ediyorlardı… sıkıldım deyiverdim, cidden çok sıkılmıştım ilk derste bir de günü uymuyordu… ne öğrendin deyince hiçbir şey dedim… peki hiç bildiğin Korece kelime var mı dediler. Aklıma hemen annyonghaseyo geldi, duyunca çok mutlu oldular, sonra ahjusshi, ahjumma falan da dedim ama en sonunda dayanamayıp en popüleri de oppa dedim. Adam “oppa” nın anlamını söylemeye başladı.( ah ağabeycim neredeyse her sayfada o kelimeyi görüyoruz diyemedim:S) Arkadaşlarımla birlikte biraz muhabbet ettikten sonra mesleklerimiz sordu. Mühendislik okuduğumuz öğrenince kartvizitini verdi. Hatta arkadaşım İst’te oturduğu için tel numarasını da aldı, İstanbul’da çalıştığı şirkette staj yapmak isterseniz, bekleriz dedi. Benimkini almak istedi ama o şaşkınlıkta reddettim neyse arkadaşım o şirkete girdiğinde bir şekilde bana da bir şeyler ayarlar inş. O değil de kartvizitindeki bilgiler Güney Kore’de çalıştığı şirkete ait, müdürmüş. Korece yazılar yazdığı için kadın Telekom şirketi diye uyardı beni:D SK Telecom J Eğer bir gün Kore’ye gitmek nasip olursa bu kartvizit belki de işime yarar diye umuyorum. Çok tatlı insanlardı. Bu muhabbet İstanbul’un bile güzelliğini unutturdu bana ^^ Oradan çıktıktan sonra bir süre hiçbir şeye odaklanamadım zaten. Yanımdan İbrahim Kutluay geçmiş, hiç fark etmemişim tüh foto çekemedim:/

turkeysforlife'dan alıntıdır

Bebek’ten Ortaköy’e kadar yürüdük. Ortaköy’deki takı pazarını görünce bir an heyecan yaptım ama ilgimi çeken bir şey olmadı evde aynı takılardan sürüsüyle var hepsi Bodrum hatırası. Ortaköy’de kumpir keyfi yaptıktan sonra Beşiktaş’a yol aldık yürüyerek… Oradan İstiklal Caddesi’ne geçtik. O kadar kalabalıktı ki adım atacak yer yoktu neredeyse… zaten yorgunluk da baş göstermeye başlamıştı ama binalar o kadar güzeldi ki seyretmeye de doyamadım doğrusu, yorgunluk uçtu gitti bende. La Fontaine’de oturmak için sıraya girdik, meşhur Jadore tatlılarından yemek için, gerçi tatlı yiyecek hal de kalmadı ben de. Geri dönerken Sephora mağazasını gördüğüm gibi daldım içeri o çok istediğim makyaj setini almak için… Arkadaşım ihtiyacın var mı da alıyorsun... hiç sanmıyorum dese de merak işte ya… Eve döndüğümde kardeşim bayıldı gerçi en önemlisi de oydu :) Saat gecenin 10’nunda eve gelmiştim ki bir saat sonra tekrar Taksim’e çıkmak için hazırlanmaya başlayacaktım da hiç halim kalmadığını fark ettim kafamı yastığa koyduğum gibi uyudum sonunda beni bırakıp gittiler… Yaşlanmışız be…

Ertesi gün Büyük Ada’ya gitmek istiyorduk ama vaktimiz olmadığı için kısmet olmadı:/ Ortaköy’de boğaz manzaralı bir kahvaltıdan sonra tekne gezisi yaptık. Sonra da eve dönüp Eskişehir’e doğru yola çıktık. Şansımıza hava o kadar güzeldi. Vizelerden sonra yapılmış bir tatil oldu. Haftasonumuz dolu dolu geçti. Keşke daha çok vaktim olup da Blogger arkadaşlarımla da buluşma şansım olsaydı. İnşallah bir dahaki gelişimde daha çok vaktim olur da sizlerle de bulaşabilirim :D 

4 yorum:

  1. Hi, gelmiş haberimiz bile yok aha :p Hem de koreli çift bile bulmuşsun çingu, tebrikler :)

    Sunkyoung Telecom'da seni çalışıyor görürüz artık aha :)

    Biz'de arkadaşlarla Cumartesi sabah Çengelköy'de boğaza karşı şöyle bir kahvaltı yaptık, çok güzeldi. İstanbul'un boğaz hattı bir harikadır. Umarım bir gün hepimiz beraber gezeriz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, amin inş :D
      Çingum aslında sizlerle de gezmek çok istiyordum ama 4 yıldır ilk kez geliyorum ve kankamı 4 senedir oyalıyordum:S Size de söyleyip boş yere umut vermek istemedim^^ Mezun olunca sık sık gelirim o zaman mutlaka görüşürüz, hep beraber gezeriz:)

      Sil
  2. Kısa da olsa güzel bir İstanbul turu yapmışsın, Koreli çiftle karşılaşıp iş bağlantısı kurmuşsun tüm bunların üstüne bir de bloggerlarla görüşseydin vallahi kıskanırdım! :D

    Aman ne yapacaksın İbrahim Kutluayı salla gitsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay çingu tam senin bloga yorum yazarken yorumun geldi eeee ben daha ne diyeyim anladın sen onu :P

      Vaktim olsa diğer bloggerlarla da görüşürdüm ama işte bir daha ki sefere birlikte gidelim de hep beraber gezelim çingu :D

      Sil

MyFreeCopyright.com Registered & Protected

Follow by Email